ZAB’ı durdurun, sınır dışı etmeyi durdurun! Sınır dışı kampları yerine serbest dolaşım özgürlüğü! Sığınma için her türlü sebep meşrudur!

2 Nisan 2016’da Bielefeld’de NRW geneli eylem için buluşuyoruz.
Başlangıç: 14:00 Buluşma Yeri: Tren garı (HBF) önü

Köln binmek paylaştı HbF - Bahnhofsvorplatz 11.00 Uhr

Neden Bielefeld?
North Rhine-Westphalia’da yer alan üç merkez yabancılar dairesinden ( Zentrale Auslanderbehörden-ZAB) biri de Bielefeld’de bulunuyor. ZAB Bielefeld, NRW genelindeki bütün sınır dışı etme uçuşlarını ayarlamakla kalmıyor aynı zamanda özel sınır dışı etme kamplarında ( Balkan merkezleri olarak adlandırılan) kalan “istenilmeyen” mültecilerin ülkeyi “gönüllü” olarak terk etmeleri için ikna çalışmaları yürütüyor. Bu kamplardan bir tanesi de Bielefeld’den çok da uzakta olmayan ve Arnavutluk’tan gelen sığınmacıların toplandığı ve çok hızlı bir şekilde sınır dışı işlemlerinin gerçekleştirildiği Hövelhof-Staumühle sınır dışı etme kampıdır. Artık aynı zamanda Kosova, Sırbistan, Bosna-Hersek ve Makedonya’dan gelen (muhtemelen yakın zamanda daha da fazla ülkeyi kapsayacak) sığınmacılar da bu durumla karşı karşıya kalmaktalar. Bielefeld Federal Göçmen ve Mülteci Dairesi (Bundesamt für Migration und Flüchtlinge – BAMF) ise bu mültecilerin sığınma olanaklarını tamamen ortadan kaldıran hızlandırılmış prosedürler uygulamaktadır.

Umut Yazı
Geçtiğimiz sene boyunca Avrupa kalesinin duvarları sonunda çatlamaya başladı! Duvarlar yıkılıyor çünkü her yerden insanlar farklı sebeplerle Avrupa’ya doğru yola çıktılar.
Bu insanlar artık daha fazla sömürü ve otoriteye dayalı küresel düzenin onlara dayattığı sefil yaşam koşullarına katlanmak istemiyorlar, onlar daha iyi bir yaşam arıyorlar!
Avrupa rejimlerinin mülteci rotaları üzerindeki kontrollerini kaybetmesiyle, insanlar kısa süreliğine de olsa çok uzun zamandır hiç olmadığı kadar özgürce seyahat edebildiler. Mülteci hareketinin mücadelesini verdiği önemli bir kazanımdı bu. Egemen sınıf, bu süreçten itibaren kontrolü tekrar eline alabilmek için mücadele ediyor. İnsanları kontrol ederek onları “kullanışlılar” ve “işe yaramayanlar” olarak ayırmak istiyorlar.

Güvenli Ülke” sınıflandırmanızı kabul etmiyoruz!
Bavarya’da olduğu gibi North Rhine-Westphalia’da da “güvenli menşei ülkeler” olarak adlandırılan bölgelerden gelen insanlar için oluşturulan özel sınır dışı kampları kurulmuş durumda. Bu kamplarda mültecilere “gönüllü” dönmeleri için baskılar uygulanıyor ya da hızlandırılmış sığınma başvurusu prosedürlerinin ardından topluca sınır dışı ediliyorlar. Bütün Balkan ülkelerini kapsayan “Güvenli menşei ülkeler” artık Cezayir, Fas ve Tunus’u da dahil edecek şekilde genişletilerek bu ülkelerden gelen mültecilerin burada kalma şansları ortadan kaldırıldı.
Balkan ülkelerinden kaçan insanların büyük bir kısmını da bu ülkelerde dışlanıp eziyete maruz kalan ve ataları Nazi rejimi tarafından katledilen Romanlar oluşturuyor. Bu durum, defalarca kez doğrulanmış ve iktidardaki kişiler tarafından da bilinmektedir. Hiçbir ülkenin herkes için güvenli olamaz-birçok kişinin cinsiyeti ya da cinsel yönelimi yüzünden eziyete uğradığı da pek çok defa doğrulanmıştır.

Milliyetçilik bir alternatif değildir!
Aynı zamanda, bir yandan yasalar daha da sıkılaştırılıp, Avrupa içinde ve Avrupa’yı çevreleyen duvarlar yükseltilirken – Kürt halkına savaş açan otoriter Türkiye yönetiminin taşeronluğunda – bir yandan da Almanya’da CSU, AfD ve Nazilere aracılığıyla “toplumun içinden” ırkçı ve milliyetçi bir akım yükseltilmekte. Mülteci konutlarına gerçekleştirilen yüzlerce saldırı bize bu hareketin, polisten ve siyasilerden aldıkları cesaretle, ne kadar saldırganlaşabileceğini göstermektedir. Bu süreçte, politikacıların ise mülteciler için daha zorlayıcı uygulamalar başlatmak için birbirleriyle yarıştıklarına tanıklık etmekteyiz.

Sınır dışı etmelerin sorumluları
Merkez Yabancılar Dairesi’nin(ZAB) yanı sıra, yerel yabancılar büroları, sınır dışılar için uçuşlar ayarlayan havayolu şirketleri ve yine sınır dışı işlemleri için özel kapılar ayarlayan Düsseldorf havalimanı ve sınır dışı kamplarını işleten şirket ve organizasyonlar da sorumludurlar. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde bu kamplar Maltaser Hilfdienst ve Alman Kızıl Haç gibi sözde insani yardım organizasyonları tarafından işletilmekteler. Bu organizasyonların işletmelerde gönüllü olmasının sebebi açık ki, mültecilerin sınır dışı işlemlerinin sorunsuz ve sessiz bir şekilde yürütülmesine olanak sağlayacak caydırıcı bir korku atmosferi yaratmak istemeleridir.

Ancak açık olan bir şey var ki; ne ırkçılar ne de iktidardakiler gelmekte olanları durduramayacaklar!

Sınır dışı etmeleri kabul etmeyen ve mültecilerin “gerçek” ve “sahte” olarak sınıflandırılmasını kabul etmeyen herkesi bir araya gelmeye çağırıyoruz! Herkes için daha iyi bir yaşam için mücadele etmeye çağırıyoruz!

Bielefeld’deki Merkez Yabancılar Dairesi’nin(ZAB) daha fazla sınır dışı organize etmesini istemiyoruz, gelin bunu durduralım!

Gelin serbest dolaşım özgürlüğü için birlikte mücadele edelim!

https://bewegungsfreiheitstattlager.noblogs.org